Çevre Sözlüğü

     -A-

AFET ALANLARI : Deprem, heyelan, çiğ, orman yangını  ve taşkın gibi doğal afetlere yatkın alanlar.

AKTİF KARBON : Endüstriyel baca gazlarından kaynaklanan kokuların ve zehirli maddelerin giderilmesine yönelik adsorbsiyon sürecinde kullanılan madde.

ALBEDO : Yeryüzünün güneş ışığını  yansıtma yüzdesi. Havadan alınan bir örnekteki katıların yansıtıcı niteliğiyle ilgili bir ölçü.

ANAEROBİK : Serbest oksijenin bulunmadığı  koşullarda yaşama ve büyüme yeteneğine sahip organizma, serbest oksijenin bulunmadığı koşullar.

ANAEROBİK AYRIŞMA : Havanın bulunmadığı koşullarda faaliyet gösteren mikroorganizmaların organik maddeleri ayrıştırması.
 
ANAEROBİK ÇÜRÜME : Organik yükü yüksek atık suyun havasız koşullarda arıtılması  süreci. Tarım toprağında kullanılmasını  sağlamak için bazı organik atıkların pis kokusunun giderilmesi süreci.

ATIK SU  : Konutların pis su ve lağım sularından, endüstriyel sıvı  atıklardan ve sel sularından kaynaklanan sıvı atık.

ATIK SU YÖNETİMİ : İnsan sağlığını  ve çevreyi korumak amacıyla, atık suyun izlenmesi, işlenmesi ve tasfiyesiyle ile ilgili sistemler geliştirilmesi ve uygulanması.

ATMOSFER KİRLİLİĞİ : İnsan faaliyetlerinin sonucu olarak, doğrudan doğruya atmosfere verilen ya da atmosferde kimyasal tepkimeler sonucu olusan gaz ve partikül maddelerin yol açtığı kirlilik oranı.

 AZOT OKSİT : Yanmadan oluşan, havaya bırakılınca zehirli hale gelen kirletici madde.

 


-B-

BACA ATIKLARI : Sanayi bacalarından yayılan gazlar ve asılı parçacıklar.

BACA DUMANI : Bacadan çıkan değişik biçimlerde atmosfere dağılan gözle görülebilir duman emisyonu.

BACA ETKİSİ : Isıdaki değişmenin gazlarda yol açtığı yukarıya yönelik hareket.

BACA GAZI : Yanmadan sonra bacalardan çıkan ve azot oksitleri, karbon oksitleri, su buharı, sülfür oksitleri, parçacıklar ve birçok kimyasal kirletici madde içeren duman.

BESİN ZİNCİRİ : Her halkanın bir öncekinden beslendiği ve enerji sağladığı, buna karşılık bir sonrakine besin ve enerji aktardiği organizmalar zinciri.

BESİNLER : Bitkilerin ve hayvanların büyümesi için gerekli maddeler.

BEZ FİLTRE : Endüstrüyel emisyonlardan kaynaklanan tozu ve parçacıkları tutan, evlerdeki elektrikli süpürge torbasına benzer, kumaştan yapılma aygıt.

BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİK : Organizmaların çeşitlerinin alan yada hacim birimi başına sayısı ,belli bir zamanda belli bir yerdeki türlerin bileşimi.

BİYOLOJİK DENGE : Hayvanlarla bitkiler, bitkilerle bitkiler ve hayvanlarla hayvanlar arasındaki denge.

BİYOSFER : Gezegenimizin ve atmosferinin yaşam kaynağı bütün bölümlerini içeren alan.

BİRİNCİL HAVA KİRLETİCİLER : Atmosfere doğrudan verilen hava kirleticileri.

BİYOKÜTLE : Belli bir alan ya da hacimdeki canlı organizmaların toplam kütlesi ya da miktarı.

BİYOKÜTLE ENERJİSİ : Bir biokütledeki organik atıklar, bitkiler yada  ağaç gibi organik maddelerden üretilen enerji.


-Ç-

ÇEVRE : Bir organizmanın var olduğu ortam ya da koşullar. Bu çevre doğal fiziksel öğeleri, ayrıca organizmanın etkileştiği insan ürünü koşulları içerir.

ÇEVRE DOSTU : Ürünlerde normal olarak bulunan zararlı öğelerden bazılarını tasfiye etmek amacıyla tasarlanmış ya da değiştirilmiş ürünleri ifade etmek için kullanılan terim.

ÇEVRE KORUMA : Potansiyel olarak tehlikeli atık maddelerin çevreye boşaltılmasının asgariye indirilmesi ya da önlenmesi amacıyla kaynakların yönetimi.

ÇEVRE YÖNETİMİ : Toprak, su ve hava gibi doğal kaynakların çevresel açıdan kabul edilebilir uygulamalar yoluyla kullanılması.

ÇÖLLEŞME : Genellikle aşırı otlatma, yaygın ormansızlaştırma ya da aykırı tarım ve sulama uygulamaları sonucunda toprağın çöl haline gelmesi süreci.

ÇÖP : Evlerden ya da ticari amaçla gıda hazırlanması ve kullanılmasından kaynaklanan hayvan, sebze ve meyve atığı; genelde tüm atık ürünler için kullanılır.

ÇÜRÜME : Anaerobik haldeki maddenin organik ayrismasi; bu süreç sonunda kötü kokulu gazlar ve oksitlenmesi tamamlanamamis ürünler oluşur
 


-D-

DALGA ENERJİSİ : Deniz suyu devinimlerinin oluşturduğu gücün enerji üretiminde kullanılabileceği, potansiyel yenilenebilir enerji kaynağı.

DENİZ EKOSİSTEMİ : Okyanusların ve denizlerin ekosistemleri; pellajik ve bentik bölümler olarak ikiye ayrılı

DOĞAL KORUMA ALANI : Doğal çevrenin koruma ve inceleme amaçlarıyla korunduğu alan.

DOĞAL AYIKLANMA : Bazı organizmaların belirli bir çevrenin koşullarına daha iyi uymalarından ötürü çoğalarak yaşamlarını sürdürmesi.

DÜNYA ÇEVRE VE GELİŞME KOMİSYONU : Ekonomik  gelişmeyi yadsımayan, ancak dünya çevresini tehdit etmeyen çevre ve enerji politikalarının benimsenmesi gerektiğini savunan Brundtland Raporu'nu hazırlayan, Birleşmiş Milletlerin oluşturduğu bir komisyon.

DALGA GÜCÜ : deniz suyu devinimlerinin oluşturduğu gücün enerji üretiminde kullanılabileceği, potansiyel yenilenebilir enerji kaynağı.

DALGAKIRAN : Bir limanı akıntılarından ve gelgitlerden korumak amacıyla gelgite açık koylarda, göllerde ya da ırmaklarda gerçekleştirilen yapı.

DAMITMA TESİSLERİ : Tuzlu suyu içme suyuna dönüştüren büyük ölçekli tesisler.

DOĞAL GAZ : Yerkabuğunun altında, belli jeolojik oluşumlarla gerçekleşen, metan ve hidrokarbonlar içeren yakıt.

DOĞAL KAYNAK : Çevrede doğal olarak gerçekleşen su, hava ve gaz gibi kaynaklar.

DUMAN : Buharların yoğunlaşmasından ya da kimyasal tepkimeden oluşan, genellikle 5 mikrondan küçük, solunabilir ve bulut görünümündeki uçucu katı parçacıklar.

DUMAN : Sözgelimi kömür gibi bir yakıtın eksik yanması sonucunda oluşan, minik parçacıklardan ibaret, gözle görülebilir gaz halindeki süspansiyon.
 


-E-

EKOSFER : Yeryüzünün canlıları içeren bölümü; biyosfer ve karşılıklı etkileşimin söz konusu olduğu atmosfer, hidrosfer ve litosfer kesitli.

EKOLOJİ : Organizmaların birbirleriyle ve çevreleriyle olan ilişkileri inceleyen bilim dalı.

EKOLOJİK KONUM : Bir türün yaşamını sürdürmesi için gerekli tüm koşulları sağlayan ekolojik yaşama ortamındaki yeri.

EKOSİSTEM : Birbirleri ile ve cansız ortamla ilişki içinde olan kendi içinde yeterli bitki ve hayvan topluluğu.

EMiSYON : Gaz yada gaz ve partikül karışımlarının atmosfere verilmesi.

ENDEMİK : Belirli bir bölgenin yerli türü.

ENERJİ DÖNÜŞÜMÜ : Bir enerji biçiminin diğerine dönüşmesi.

EROZYON : Havanın yada insanların müdahalesi sonucunda kaya parçacıklarının ve toprağın asıl yerlerinden kopmaları, taşınmaları ve başka bir yerde kalmaları süreci.


-F-

FAUNA  : Jeolojik bir dönemle ya da yöreyle ilgili, insanlar dışındaki hayvanların tümünün yaşamı.

FLORA  : Bir jeolojik dönem yâda yöre ile ilgili bitki yaşamı.

FOSİL YAKITLAR : Kömür, petrol, doğal gaz vb. gibi doğal organik yakıtların tümü. Fosil yakıtlar bitki ve hayvan maddesinin milyonlarca yıl boyunca toprak altında ayrışmasından oluşur.

FOTOSENTEZ : Klorofil içeren bitkilerin atmosferdeki karbondioksitten ve sudan, güneş ışığını enerji kaynağı olarak kullanarak karbonhidrat oluşturması, serbest kalan oksijenin ise atmosfere bırakılması süreci.

FOTOVOLTAİK YÖNTEM  : Fotosel kullanarak  ışıktan elektrik üretme yöntemi.


-G -

GÜRÜLTÜ KİRLİLİĞİ : İnsanlar üzerinde olumsuz fizyolojik ve psikolojik etkiler yaratan, arzu edilmeyen sesler. Gürültü kirliliğinin başlıca kaynakları arasında uçakların çalışması, yol trafiği, inşaat ve ağır donanım bulunmaktadır.


-H-

HAVA KİRLİLİĞİ : Toz, gaz, sis, koku, duman ya da buhar kirleticilerin insan, bitki ve hayvan yaşamına yada maddi nesnelere zarar verecek, yada yaşamdan, maddi nesnelerden rahatça yararlanmasına engel olacak miktar, yoğunluk ve zamanda atmosferde bulunması.

HAVADAKİ VE SUDAKİ AZOT BiLEŞİKLERİ : Bunlar havayla suyun kalitesini önemli ölçüde etkiler ve kirliliğin başlıca nedenlerini oluştururlar.


-İ–

İKİNCİL HAVA KİRLETİCİLERİ : Atmosfere bırakılan birincil hava kirleticileriyle atmosferde doğal olarak bulunan kimyasal maddelerin tepkimeye girmeleri sonucu oluşan hava kirleticileri. Bk. Birincil Hava Kirleticileri.


-I-

ISIADASI : Birbirine yakın çok sayıda ısı kaynağının kentsel alanlarda ısının artmasına neden olarak bu alanlarla etrafları arasında gece ısısı yönünden farklılık yaratan ve dolayısıyla sıcak havayı ve kirleticileri tutan bir sis kubbesi oluşumuna yol açan olumsuz durum.


-J-

JEOTERMAL ENERJİ : Belli elemanların radyoaktif ayrışmasından oluşan, yeryüzünün iç ısısı; bu ısı, potansiyel olarak büyük ve aslında ulaşılmamış bir enerji kaynağıdır.


-K-

KARBON DİOKSİT : Yeterli oksijen koşullarında fosil yakıtların yanmasıyla oluşan, atmosferde mevcut bir bileşik. Soluduğumuz oksijeni yayan klorofilli bitkiler için gerekli olup kendi başına zehirli değildir.

KARBON DÖNGÜSÜ : Karbon atomlarının fiziksel, jeolojik, kimyasal ve diğer süreçler sonucunda atmosfer, okyanuslar, yeryüzü vb. arasındaki dolaşımı.

KARBON MONOKSİT : Fosil yakıtların yeterince hava ile yanmamasından oluşan, gözle görülmeyen, tatsız, kokusuz ve son derece zehirli bir gaz.ancak yoğun haldeyken boğucu olabilir.

KATI ATIK YÖNETİMİ : Katı atıkların toplanmasını, işlenmesini ve tasfiyesini, ayrıca yeniden işlenerek kullanılmasını planlı biçimde denetleme sistemi.

KATI ATIK : Katı özellikleri taşıyan her türlü atık madde

KİRLİLİK : Çevrenin insan, bitki ve hayvan yaşamı açısından tehlikeli ya da potansiyel olarak tehlikeli olacak derecede kirlenmesi; bozulmayan yada dağılmayan atık materyalin çevreye bırakılması.

KLOROFİL : Oksijen üretmek içim ışığı ve karbondioksiti kullanan, bitkilerde bulunan renk maddesi.
 


-M-

MAKROBESİNLER : Organizmaların nispeten büyük miktarlar halinde yararlandığı karbon, hidrojen, oksijen, azot fosfor, sülfür, potasyum ve kalsiyum gibi mineral besinler.

METAN : Bataklık topraklarda, lağım sularında ve ayrıca kömür madenlerinde organik maddenin anaerobik koşullarda ayrışmasından oluşan, genellikle bataklık gazı olarak adlandırılan, doğal, renksiz gaz. Atmosferde yoğunluğunun artması "sera etkisi"ne katkıda bulunur.

MİKROPLAR : Çok küçük bitkiler ve hayvanlar; hastalığa yol açan bazıları lağım suyunda bulunur.

MİKROORGANİZMALAR : Biyolojik işleme tabi tutma süreçlerinde aktif etki maddesi işlevi gören yada indirgeme faaliyetine katkıda bulunan, sıvı atıklarda bulunan mikroskobik bitkiler yada hayvanlar.

MUTASYON : Bir genin ya da kromozomun yapısındaki aktarılabilir değişim.


-N–

NÜKLEER ENERJİ : Özellikle elektrik üretimi için nükleer füzyon ya da füzyon ile oluşturulan enerji. Nükleer enerji tesisleri, atık tasfiyesi ve kaza tehlikesi açısından kaygı kaynağıdır.


-O-

ORMAN YETİŞTİRME : Orman yetiştirme yada mevcutların geliştirilmesi

ORMANCILIK : Kaynaklarının en verimli kullanımını sağlamak amacıyla ormanların ve orman arazisinin yönetimi.

ORMANSIZLAŞTIRMA : Ağaçların ve çalılıkların ekilebilinir toprak kazanmak yada kereste elde etmek amacıyla yok edilmesi.

ORTAM : Çevreleyen atmosfer, belli bir yerin çevresi.

ORTAM GÜRÜLTÜSÜ : Belli bir çevrede fondaki gürültü.

ORTAM HAVASI : Çevreleyen atmosferin isgal ettigi sınırı belli olmayan bölge; soluduğumuz hava.

OŞİNOGRAFİ : Okyanusların ve denizlerin bütün yönleriyle bilimsel yönden incelenmesi ve araştırılması.

OTOBUR - OTÇUL : Bitki tüketerek enerji saglayan heterotrof organizma.

OTOTROFLAR (KENDİBESLERLER) :  Şeker, nişasta, protein, yağ ve vitamin gibi moleküler yapı oluşturmak için güneş enerjisini tutarak ve kimyasal enerjiye dönüştürerek kendi besinini üreten, kendi kendine beslenen canlılar; fotosentetik bitkiler.

OZON : Oksijenden geçen elektrik boşaltımı ve radyasyonla oluşan, oksijenin tepkimeci, zehirli biçimi. Solunan atmosferde tahriş edici olabilir, stratosfer de ise morötesi ışınları süzdüğü için gereklidir.

OZON TABAKASI : Zararlı morötesi radyasyonu süzen, ozon içeren üst atmosfer katmanı. CFC türünden kimyasal maddelerin atmosfere bırakılması sonucunda ozon tabakasının zayıfladığı, bunun ise cilt kanserinde artışa yol açacağı hesaplanmaktadır.
 


-P-

PETROL KİRLİLİĞİ : Petrolün taşınması yada çıkarılması sırasında büyük ölçüde dökülme yada sızma sonucunda kıyı sularının ve bölgelerinin petrolle kirlenmesi. Bu tür kirlenme kuş ölümlerine, deniz kabuklularının kirlenmesine ve kıyı bölgelerinin bozulmasına yol açar.

PESTİSİTLER : Zararlı bitki ve hayvanları yok etmekte kullanılan, insan ürünü kimyasal maddeler. Böcek öldürücü, yaprak dökücü ve kemirgen öldürücü türden bazı tarım ilaçları insan faaliyetleri ya da genel sağlık açısından tehdit oluşturabilir.

PETROL SIZINTISI : Gemilerin limanlardaki faaliyetlerinin yol açtığı, su yüzeyindeki nispeten küçük miktarlardaki petrol.

PEYZAJ DÜZENLEMESİ : Bitki örtüsünü, diğer doğal ya da insan yapımı öğeleri düzenleyerek doğal peyzajı insanların kullanması amacıyla başkalaştırma sanatı ve işi.

PLANKTON : Deniz, irmak, gölet ve göl sularinda yasayan ve akintilarla tasinana çok küçük boyutlarda hayvanlar ve bitkiler.

PESTİSİTLER : Zararlı bitki ve hayvanları yok etmekte kullanılan, insan ürünü kimyasal maddeler. Böcek öldürücü, yaprak dökücü ve kemirgen öldürücü türden bazı tarım ilaçları insan faaliyetleri ya da genel sağlık açısından tehdit oluşturabilir.

PEYZAJ DÜZENLEMESİ : Bitki örtüsünü, diğer doğal ya da insan yapımı öğeleri düzenleyerek doğal peyzajı insanların kullanması amacıyla başkalaştırma sanatı ve işi.


-R-

RADYASYON : Elektromanyetik dalgalar ya da parçacıklar biçimindeki enerji emisyonu (yayımı) ya da aktarımı.

RADYASYON TEHLİKESİ : Radyoaktif maddelerin yaydıkları parçacıkların ve ışınların yol açtığı tehlike; büyük dozlar hızlı ölüme neden olur, buna karşılık düşük düzeyde radyasyona maruz kalınması, kanser riskinde artışa yol açar.
RADYOAKTIF ATIK: Nükleer reaktör islemlerinden ya da tipta arastirma, askeri ve sinai etkinlikler gibi kaynaklardan üretilen atik.

RÜZGAR ENERJİSİ : Yel değirmenlerinde ve rüzgar jeneratörlerinde olduğu gibi, rüzgar gücü kullanılarak enerji üretimi.

RÜZGAR ÖLÇER : Rüzgar hızını ölçmeye yarayan aygıt.

RÜZGAR TÜNELİ : Havanın düzgün bir hızla geçebileceği kanal; hava akımı modellerinin araştırılmasında kullanılır.


-S-

SANAYI ALANI Sanayileri barindirmak amaciyla ve sanayi parki kullanimina yönelik olarak planlanmis, bir kentin içindeki ya da yöresindeki alan.

SERA ETKİSİ  Başta karbondioksit olmak üzere bazı atmosferik gazlar sera camının etkisini andırır bir etkiye sahiptir; ışığı geçirir ama ısıyı içerde tutar ve ısı artışına yol açar. Atmosfer ile yer arasındaki ısı dengesi, sanayileşmedeki ve fosil yakıtların yanmasındaki artıştan kaynaklanan atmosferik karbondioksİt artışlarından etkilenir; bu ise atmosferdeki ortalama ısıyı yükseltir. Bu gelişmenin, buzulların erimesi ve okyanusun yükselmesi gibi geniş kapsamlı sonuçlar doğuran iklim değişmelerine yol açmasından korkulmaktadır.

SU EKOSİSTEMİ  Kara (tatlı su) ve deniz (okyanus) ile ilgili su ekosistemleri.

SU KAYNAKLARI YÖNETİMİ Su kaynaklarının sağlanması, kullanılması, korunması ve dağıtımı gibi etkinlikleri içeren yönetim.

SU KİRLİLİĞİ  Suyun yararlı kullanımını etkileyecek miktarlarda kimyasal, fiziksel ya da biyolojik maddelerin katılmasıyla kalitesinin bozulması. Su kirlenmesinin en yaygın kaynakları; yetersiz evsel atık su arıtma tesisleri, endüstriyel atıkların boşaltılması, yüzeysel akış, madencilik faaliyetleri ve sulamadır.

SU KORUMA  Konutların, sanayinin ve tarımın tükettiği su miktarının azaltılmasına yönelik programlar ve yöntemler. Uygulama örnekleri genellikle yüzeysel akışın yeniden kullanılması, rezervuarlardaki buharlaşmanın azaltılması ve yeniden işlenmiş suyun endüstriyel amaçlarla kullanılması gibi alanlarda görülür. Çifte boru tesisatı sisteminin, gelecek yıllarda, suyun yeniden işlenme yüzdesinin artması sonucunu doğurması beklenmektedir.

SULAK ALANLAR  Doymuş toprak koşulları gerektiren bitki örtüsünü yâda su yaşamını besleyecek yeterli yerüstü ya da yeraltı sularına sahip, turbalık ve bataklık gibi alanlar; birçok balık ve su kuşu türü için yetişme ortamı sağlayan önemli vahşi yaşam ortamları.


-T-

TARIMSAL (EKO)SİSTEM Tarımsal faaliyetlerle çevreleri arasındaki ilişki.

TARIMSAL ORMANCILIK  Tarım ürünleri ya da hayvanlarla aynı toprakta ağaç veya benzeri bitkiler yetiştirmeye yönelik, tarım ve ormancılık yöntemlerini birleştiren toprak yönetimi teknikleri.

TEHDİT ALTINDAKİ TÜRLER  Bütünüyle ya da önemli bir bölümü itibariyle tükenme tehlikesi altındaki fauna ve flora.

TEHDİT ALTINDAKİ TÜRLER  Nadir bulunan ve yakın gelecekte varlıklarını sürdürmeleri çeşitli nedenlerle zorlanabilecek olan türler.

TEHLİKELİ ATIKLAR  Gereğince yönetilmediği takdirde insan sağlığı ve çevre için tehlike oluşturan, hastalığa ya da ölüme yol açabilen maddeler içeren atıklar. Özellikle hidrokarbonlar gibi tutuşabilir atıklar, asitler ve alkaliler gibi aşındırıcı atıklar, kendiliğinden tepkimeye yatkın reaktif atıklar, tarım ilaçları, arsenik bileşikleri, radyoaktif bileşikler, kadmiyum bileşikleri vb. TERASLAMA   Suyun yüzeysel akışını denetlemek ve toprak erozyonunu asgariye indirmek amacıyla bir yamacın konturu üzerine kurulan topraktan set.

TOPRAK EROZYONU  Toprak parçacıklarının havanın etkisiyle değişip ufalanması ve sonra da rüzgar ve su tarafından taşınması doğal süreci.

TOPRAK ISLAHI  Barajlar, kanallar ve pompalama sistemleri inşa ederek toprağın tarım ve geliştirme amacıyla kullanılabilecek biçimde değiştirilmesi.

TOPRAK KAYMASI  Yerçekimi etkisiyle, kaya ya da toprağın yavaş, yavaş yada yüksek bir hızla aşağı doğru hareketi.

TOPRAK KORUNMASI  Erozyondan ötürü toprağın bozulmasını, toprağın denge kaybını ya da bitkilerin aldığı besin maddelerinin kaybını asgariye indirmek amacıyla uygulanan toprak kullanımı yönetimi.

TOPRAK ÖRTÜSÜ  Rüzgâr ve suyun yol açtığı toprak erozyonunu azaltmak amacıyla yetiştirilen bitkiler.

TERMİK SANTRAL  Fosil yakıt kullanan elektrik santralı.

TOPRAK YÖNETİMİ  Mevcut nüfusun ve gelecek kuşakların ihtiyaçları ve doğal çevrenin korunması bakımından azami uzun vadeli yararı sağlamak amacıyla toprağın geliştirilmesini ve korunmasını amaçlayan yönetim.

TÜR Bir bitki ya da hayvan grubu. Grubun üyeleri arasında yakın bir benzerlik, ortak bir köken ve sürekli bir üreme sistemi vardır. Tür, yaygın olarak kullanılan en küçük biyolojik sınıflandırma birimidir.


- U-

UYUM  Canlı organizmaların çevre koşullarının üstesinden gelme yeteneği.


-Ü-

ÜRETİCİLER Fotosentez ile büyüyen canlılar, bitkiler.


-Y-

YAGMUR ORMANI [Rain forest] Yıllık yağışın yüksek olduğu sık ağaçlık; bazı yörelerde yokedilme tehdidi altında bulunan, birçok eşsiz ağaç türünü içeren global bir bitki örtüsü tipi.

YAŞAM DÖNGÜSÜ Bir canlının yumurta döllenmesinden ölüme kadar geçirdiği değişik aşamalar.

YENİLENEBİLİR (DOĞAL) KAYNAK  Kendini doğal biçimde yenileyen yâda insan müdahalesiyle yenilenebilen, ağaç, hava ya da su gibi doğal kaynaklar.

YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARI  Güneş enerjisi, rüzgâr enerjisi, jeotermal enerji, su enerjisi, biokide enerjisi, gelgit enerjisi ve üretici nükleer enerji reaktörleri gibi kendiliğinden yenilenebilir, kullanmakla eksilmeyen enerji kaynakları.

YENİLENEMEZ KAYNAK  Sınırlı olarak bulunan mineral gibi doğal, kural olarak cansız kaynak.

YERALTI SU DÜZEYİ  Taban yatağında biriken yeraltı suyunun düzeyi.

YERALTI SUYU  Yerüstü (yüzey) su kay¬naklarından sızıntı yâda yağmur yoluyla yenilenen, yer yüzeyinin altında yutaklanan su oluşumları.

YERALTI SUYU KİRLİLİĞİ  Yeraltı sularının kirliliğinin başlıca kaynakları lağım suyu tesisatı, lağım çukurları vb. ile kıyı bölgelerinde tuzlu su sızıntılarıdır


-Z-

ZEHİRLİ MADDELER Değişik biçimlerde maruz kalma sonucu zarara yol açabilen kimyasal maddeler.


Sosyal Medyada Bizi İzleyin

Bizleri sosyal medyada da takip edebilirsiniz.

E-Bülten Kayıt

Güncel haberlerimizi takip etmek ister misiniz?

Ege Orman Vakfı Danışma Hattı

Sormak istediklerinizi ya da merak ettikleriniz için bizi arayın.

Yukarı Çık